Elektromanyetik Radyasyon Ölçümü

Elektromanyetik Radyasyon Ölçümü


Gsm baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik alan şiddetinin evinizdeki, iş yerinizdeki etkisinin ölçümünü profesyonel olarak, uluslararsı standartlara uygun olarak yapıyor ve sonuçları rapor şeklinde sizlere sunuyoruz. Yalam alanızdaki göreceli olası yüksek elektromanyetik alan şiddetine maruz kalan alanlarda nasıl değerleri azaltabileceği konusunda size danışmanlık hizmeti sunuyoruz.

Tel: 216 415 80 87

İş Başvurusu

İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2007

Saint Antoine Kilisesi - İstiklal Caddesi

Belki de İstanbul'daki en güzel kilise olan Saint Antoine Kilisesi İstiklal Caddesi'nin de simgelerinden...

"Saint Antoine Kilisesi"
Resmin sahibi: Kıvanç



Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi üzerinde Galatasaray'dan Tünele doğru sol kolda bulunmaktadır.

İnşasına 1906 yılında başlanmış ve 1912 yılında tamamlanarak hizmete girmiştir. Mimarı İstanbul doğumlu olan Giulio Mongeri'dir. İtalyan rahipler tarafından yönetilen kilise, İstanbul'daki en büyük ve cemaati en geniş Katolik kilisesidir

Bir avlu içerisinde kurulan kiliseye, ön cadde üzerinde kiliseye gelir temin etmek maksadıyla yapılan ki apartmanın arasındaki kapıdan girilir. Kilise betonarme olarak ve İtalyan Neogotik uslubunda inşa edilmiştir.

Kaynak: http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/KenteBakis/GunlukYasam/GeziRehberi/KiliseSinagoglar/

"Osmanca"

19 Mayıs 2007

Şimdi Adalar'a Gitme Vakti!








İstanbul Adalarının tarihine ait Bizans öncesinden pek az bilgi vardır. Bunlar Thimkus Artemiones gibi antik çağ yazarlarının eserlerinde bulunur Batı kaynaklarında Adalar, sayısız trajedilerin yaşandığı yerlerdir. Bizans tarihçileri bu manastırlardan ancak 8.yy dan itibaren söz etmeye başlarlar. Latinler İstanbul’a geldikleri zaman ( 1204 ), Venedik dükü Dandola, Latinleri Adaları yağma etmeye kışkırttı. Ancak, Latinler Adalara saldırmadılar. Adalar, 1302’de Eğriboz ve Girit korsanlarının saldırısına uğradı. Türkler’in Adalara gelişleri, Bizans İmparatoru Manuel Paleologos dönemine rastlar. 1412’de Musa Çelebi ile İmparator Manuel arasında Yassıada yakınlarında yapılan deniz savaşı, Adaları etkiledi. İstanbul’un fethinden yaklaşık bir buçuk ay önce, Fatih Sultan Mehmet’in kenti kuşatması sırasında, 17 Nisan 1453’de Baltaoğlu Süleyman Bey, Adaları ele geçirdi. Gustav Schlumberger, Adaların trajik tarihini, doğal güzelliği bakımından eş tuttuğu Capri’nin tarihine benzetir. Reşat Ekrem Koçu’nun Adaların trajik tarihini yorumlayışı ilginç ve çarpıcıdır. “Adalar, pitoresk bir tabiat yapısı ile zengin tarih haralarına sahiptir. Her adımda yirmi asırlık bir tarihin izine rastlanır.

Çam ormanlarıyla örtülmüş tepeleri, türlü kır çiçekleri bezenmiş vadileri, Marmara dalgalarının çırpındığı kıyıları, bir zamanlar buralarda taç ve tahtından mahrum edilmiş imparatorların işkenceler, mahrumiyetler altında ve korkunç bir sefalet içinde inleyip mahvolduklarına inandıramaz.” Adalar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 19. Yüzyıl ortalarına kadar kendi haline terk edilmiş, 1839 Tanzimat Fermanı ile yabancılara mülk edinme olanağı tanıyan yasal düzenleme sonunda hızla gelişme sürecine girmiştir. İlk kez Fransızlar Adaları sayfiye yeri olarak seçmişler, Türklerin yerleşmesi daha sonra gerçekleşmiştir. Adalar’ın giderek önem kazanmasına neden olan bir diğer gelişme, Adalar’la İstanbul ve Kadıköy arasında 1846’dan itibaren düzenli vapur seferlerinin başlatılması olmuştur. İstanbul’un zenginleri, azınlıklar ve yabancı uyruklular bu gelişme sürecinde Adaları bir sayfiye yeri haline getirmişlerdir. Bu gelişme sonunda İstanbul’da kurulan ilk üç belediye dairesinden biri, Yedinci Daire diye anılan Adalar Belediyesi olmuştur. ( 1861 ) Heybeliada’da bugün mevcut olan Özel Rum Erkek Lisesi ise; 1913 yılında çıkarılan ‘Tedrisatı iptidaiye’ kanununda, özel okulların durumu ile ilgilidir. 1915 te yayımlanan Mekatibi Hususiye Talimatnamesiyle özel okulların statüsü açıklığa kavuşturuldu. 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşmasının 40. Ve 41. Maddelerinde azınlıklara tanınan kültür ve eğitim hakları ile yabancı ve özel okullar çalışmalarını sürdürmektedirler.

1906 yılında kurulmuş olan İngiliz “Prinkipo Yacht Clup”, Cumhuriyet’ten sonra “Büyükada Yat Kulübü TAŞ.” Ne geçmiştir. 1937 yılında ise “Anadolu Kulübü” ne devredilerek Atatürk’ün direktifi üzerine 1926’da kurulan ve önce Ankara’da faaliyete başlayan Anadolu Kulübü’nün şubesi olarak faaliyete başlamıştır. Adaları, İstanbul’un diğer ilçelerinden ayıran temel özelliği, bunların tümü ile kara bağlantısı olmaması, yazlık bir sayfiye yerleşimi oluşudur. Zengin doğal güzelliğiyle Marmara’nın incisi ve İstanbul’un doğal akciğerleri olan ADALAR’ın, İstanbul’un bir sayfiye, dinlence ve eğlence yeri oluşu, 20. Yy’ın başından sonradır. Prens Adaları adı ile de bilinen İstanbul Adaları Marmara denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 9 adadır. Haliç girişi ve Kabataş iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar. Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybelideki bakır madenleri de kullanılmıştı. Yine bu adada Bizansın son yapısı, Meryem’e ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.!9 yy Başlarında servis giren buharlı vapurlar ile Adlara ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştı. Büyükçe olan, yan, yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar,çamlık korularla kaplı olup plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından Eylül sonuna kadar kalabalıklaşan adalar diğer zamanlarda tenhadır.

Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır. Şehirden gelen deniz vasıtalarından ilk görülen konik siluetli Hayırsız Ada ve İkinci Yassı Ada da yerleşim yoktur. İlk durak Kınalı Adanın etrafı açık plaj olup arkasındaki koy ile meşhurdur. Burada yük arabaları dışında faytonlar çalışmazlar. Sahildeki modern küçük camii, eski, güzel konakları dikkat çeken yerlerdir. Kınalıdan sonra kayalık sahilleri ile Burgaz adası yer alır. Her adada bulunan Yelken ve Su Sporları kulüplerinin ilki ve meşhuru buradadır. Roman yazarı Sait Faik Abasıyanık adada yaşarken yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kafe olmuştur. Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, özel Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada ikiz tepeleri arasında Deniz lisesi üst binası bulunurken öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde halen öğrenim yapılmayan Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adasına bakan tarafta halk plajı ve Deniz kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamların içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahları adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylarında da nispeten hareketlidir. Yıl boyu açık Halki Palas Oteli 19 yy. ortalarında beri servis vermektedir.

1995 yılında yenilenmiş ve tüm modern imkanlara kavuşturulmuştur. Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Adadır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşılabilir. Ancak bir saate dolaşılan yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Ali Plajı şahane bir koyda bulunmaktadır. Yanı başındaki Dil burnu mesire alanı ile tercih edilen güzel bir yerdir. İskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19 yy. eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren 4 oteli vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar Adaları gezenlerde unutulmaz anılar bırakır. Sonraki Sedef adası, sakinlerinin dışında gelenlere, plajı ile açıktır.

"Osmanca"

17 Mayıs 2007

İstanbul'un Fethi 29 Mayıs 1453

İstanbul'u nasıl fethettiğimizi anlatan bir video...




"Google Osman"

Galata Kulesi



Galata Kulesi 1384 yılında Galata denen Ceneviz kolonisinin surları arasındaki en yüksek noktaya yapıldı.

Galata Kulesi Osmanlı'nın ilk dönemlerinde Yeniçeriler tarafından kullanılıyordu. Kule 16. yy'da Kasımpaşa'daki donanmada tutsakların barındırıldığı yerdi.

II. Selim döneminde (1566-1574) Galata Kulesi asıl gözlemevi Pera'da olan Türk Astronomu Takiuddin tarafından yenilerek gözlemevi olarak kullanıldı. Daha sonraki yüzyılda II. Mustafa döneminde (1695-1703) Şeyhülislam Feyzullah Efendi bir Cizvit papazı ile birlikte Kulede bir gözlemevi kurmaya çalıştıysa da bu çabaları 1703 yılında öldürülmesiyle yarım kaldı.

Galata Kulesi Osmanlı döneminde, çeşitli sebeplerle, fakat özellikle 1794 yılındaki (III. Selim dönemi) büyük Galata yangını nedeniyle II. Mahmut tarafından 1832 de yeniden yaptırıldı.

Kulenin konik tepesi. 1875 yılında bir fırtınada uçtu ve daha sonraki restorasyon sırasında yenilenmedi. Bundan sonra kule 1964 e kadar yangın kontrol istasyonu olarak kullanıldı ve 1967 de turistik hizmete açılana kadar restorasyon için kapalı kaldı. Bu restorasyon sırasında Osmanlı döneminde yapılan değişiklikler de göz önüne alınarak Cenevizliler dönemindeki yapıya daha uygun olması için konik tepe tekrar eklendi.


"Google Osman"

16 Mayıs 2007

Google Osman'dan Fotoğraflar

Google Osman'ın Mayıs ayı içerisinde çektiği fotoğraflardan seçmeler.


Ayasofya önünden geçen Kadıköy - Eminönü Vapuru



Hıdırellez Şenliği - Ahırkapı



Selimiye Camii



Galata Kulesi



Marmara Üniversitesi Yüksek Lisans Sınıfı




Marriott Otel'den İçerenköy Carrefour'un görünüşü



"Google Osman"

06 Mart 2007

İstanbul'un göbeğinde bilet mafyası

Aşağıdaki videoyu izlerken dikkat edin. Beyaz konteynır resmi İETT bilet gişesi. Ekranın sağ köşesinde tripod üzerinde satış yapan da bilet mafyası. Yer Taksim, İstanbul. Acizlik diz boyu!





"Google Osman"

05 Mart 2007

Daha Yaşanılır Bir İstanbul için Çözüm Önerileri

İstanbul, 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkenti seçildi. Hepimiz İstanbul'un ne kadar ulu, yüce ve tarihi bir yer olduğunu biliyoruz. İstanbul için dünyanın merkezi, en güzel şehir, süper bir yer gibi yakıştırmalarda bulunuyoruz. Peki bizler, yani İstanbul'da yaşayanlar ne kadar İstanbul'a karşı sorumluluklarımızın farkındayız. İstanbul'un şu an çok ciddi sıkıntıları var. İstanbul'u güzelleştirmek için birşey yapmayanın İstanbullu sayılamayacağını düşünüyorum. Bunun için de ilk önce mevcut sorunları tespit edip çözümler üretelim. Burdaki çözüm önerileri İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile paylaşılacak. Hep beraber akılcı çözümler üretelim ve burada belirtelim!

1) Estetik problemi:
Sorunun tanımı: İstanbul'un bir çok bölgesinde sıvasız, boyasız evler bulunuyor. Bu durum epeyce görüntü kirliliği yaratıyor.

Çözüm önerim: İstanbul Büyükşehir Belediyesi sıvasız boyasız evlere belli bir süre zarfında sıva artı boya yapma zorunluluğu getirmeli.

Sıvasız Bir İstanbul manzarası

Yer: Çengelköy - Nato Yolu

2) Hava Kirliliği problemi
Sorunun tanımı: Toplu taşımada İETT'nin halen kullanmakta olduğu IKARUS'lar, özel halk otobüslerinin bir çoğu eski teknlojiye sahip oldukları için aşırı miktarda egzoz üretiyorlar. Yayalar, yolcular bu egzozu solumak durumunda kalıyorlar. Bu otobüsler hem görsel olarak hem de hava kalitesi açısından İstanbul'a yakışımıyor.


Çözüm önerisi: İETT hem kendi otobüsleri için hem de halk otobüsleri için egzoz seviyelerini yakından takip etmeli. Otobüsler için temiz yakıt olan doğalgaz kullanılabilir veya daha yen teknolojiye sahip otobüsler temin edilebilir.

Egzoz canavarı bir Ikarus
Yer: Beylerbeyi

Senin de İstanbul'a dair bir derdin ve de çözüm önerin varsa yukardaki formatta bana yazın burada yayınlayalım! mail adresim: realturkiye@gmail.com

"Google Osman"

16 Kasım 2006

Yedikule Zindanları'nın En Güzel Fotoğrafları ve Tarihçesi

Adres: Az ve Öz
Yedikule Zindanları'ndayken kendinizi Bizans - Osmanlı dönemlerinde yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.












Yeni adres: Az ve Öz

Yedikule Surları hakkında genel bilgi:

Yedikule Surları; Kara surlarının Marmara’yla birleştiği yerdedir. Yedikule Surları'nda Bizans İmparatorlarının savaş dönüşlerinde kente girdikleri Altın Kapı bulunur.Hisar inşa edilirken, daha önceden var olan Bizans Surlarına ait kuleye 3 yeni kule daha eklenmiş ve beşgen şeklinde, yedi kuleli bir iç kale elde edilmiştir. Bu hisar hem Sultan III. Murad zamanına kadar (1574-1595) Osmanlı devlet hazinesinin ve devlet evrakının muhafaza edildiği, hem de önemli yerli ve yabancı mahkumların tutulduğu bir yer olarak kullanılmıştır. Yedikule Zindanları’ında Sultan II. Osman, Trabzon Rum İmparatoru David Kommenos ve oğulları, son Abbasi Halifesi IV. Mütevekkil ve Kırım Hanı Mehmed Giray’da dahil bir çok yerli ve yabancı devlet adamı tutuklu kalmıştır.Son olarak 1959’da restore edilen hisar, günümüzde, içinde şenlik ve konserlerin de düzenlendiği bir müze olarak kullanılmaktadır.

"Google Osman"

09 Ekim 2006

Anadolu Kavağı ve Yoros(Ceneviz) Kalesi

İSTANBUL'un eşsiz güzelliği Anadolu Kavağı'nda kendisini gösteriyor.

Anadolu Kavağı'na gidebilmek için güzel bir seçenek olan Boğaziçi özel vapur gezileri hergün var. Eminönü'nden 10:35'te kalkan vapur aşağıdaki güzergahı izleyip 12:10 gibi Anadolu Kavağı'na varıyor. Daha çok yabancı turistlerin tercih ettiği bu vapur gezisinin ücreti gidiş-dönüş 7,5 YTL. Çoğu kişi için Pazar günü tek tatil günü olduğundan uykuyla özdeşleşmiştir. Bence uykunuzdan feragat edin ve bir pazar sabahı 10:35'te Eminönü'nden boğaz vapuruna binin. Önce boğazın müthiş manzarası eşliğinde deniz havası alın ardından da küçük bir sahil kasabası olan Anadolu Kavağı'nda Yoros Kalesi'ne çıkın ve tabii ki Anadolu Kavağı'nda balık yemelisiniz.


Vapur güzergahı:

Eminönü-Beşiktaş-Kanlıca-Yeniköy-Sarıyer-Rumeli Kavağı-
Anadolu Kavağı



Sol tarafta Avrupa, sağ tarafta Asya kıtası...


Yoros kalesi'nin adı nereden geliyor?
"Anadolu Kavağı Kalesi'' veya "Ceneviz Kalesi'' olarak da bilinen bu kalenin adı "kutsal yer" anlamına gelen hierondan geliyor görüşü oldukça yaygın. Bir söylentiye göre ise "ugun rüzgarlar'' anlamına gelen "ourios''tan aldığı iddia ediliyor. Yoros adının doğrudan doğruya "dağ'' anlamındaki "oros''tan gelmiş olması da ayrı bir ihtimal.

Boğaz´ın Karadeniz´e açıldığı bu bölgede, belki de kalenin olduğu yerde, on iki tanrı adına yapılmış bir mabet vardı. Geçen yüzyılda burada bulunan bazı antik mimari parçaların bu mabedin kalıntıları oldukları sanılıyor.

Yoros Kalesi´nin bir Ceneviz yapısı olduğuna inanılır, oysa değildir. Kulelerinden birinde görülen tuğladan harflerle yazılmış Grekçe kitabe kalenin Bizans yapıtı olduğunu gösteriyor. Kale 1305 yılında Türklerin eline geçmiş, 1348 yılından itaberen de, Karadeniz ticaret yolu hakimiyetine sahip Cenevizler buraya hakim olmuşlar. 14. yüzyılın sonlarında, Anadolu yakasına tamamen hakim olan Osmanlılar tarafından tekrar fethedilmiş.







Anadolu Kavağı İskelesi

Yoros Kalesi'ne çıkarken Askeri Lojmanların yanından geçiyorsunuz. Fotoğraf çekmek yasak!


"Google Osman"

05 Eylül 2006

İTÜ Makina Fakültesi

İTÜ Makina hakkında genel bilgi:

İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği Bölümü, ülkemizdeki makina mühendisliği dalında eğitim ve araştırma yapan en eski bölümdür. 1773 yılında Haliç Tersanesi'nin Karaağaç semtinde kurulan "Mekteb-i Hendese" (Geometri Okulu), 1776 yılında "Mühendishane-i Bahri-i Hümayun" ve 1795'de "Mühendishane-i Berri-i Hümayun" adı altında, denizcilik ve topçuluk eğitimi yapan mühendislik okullaru, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Makina Mühendisliği Bölümünün ilk çekirdeğini oluşturmaktadır.



Makina Fakültesi bugünkü adını 1944 yılında almıştır. "İstanbul Darülfünunu"nun 1933 yılında yeni üniversite reformu ile İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'ne bağlı Elektrik ve Makina Enstitüsü kaldırılmış ve Yüksek Mühendis Okulu'nda Elektro-Mekanik Bölümü açılarak Makina-EIektrik; Mühendisliği öğretimi başlamıştır. 1944 yılında yeni bir kanunla, Yüksek Mühendis Okulu "İstanbul Teknik Üniversitesi" adini almış ve Makina Bölümü de bağımsız Makina Fakültesi haline gelmiştir.

Zaman içinde elektrik, endüstri, uçak ve uzay, nükleer, gemi inşaat ve tekstil mühendisliği makina bölümünden ayrılarak bağımsız birer fakülte/bölüm haline gelmiştir. Bugün, bölüm bünyesinde; Otomotiv, Hidromekanik ve Hidrolik Makinalar, Konstrüksiyon, Makina Malzemesi ve İmalat Teknolojisi, Makina Teorisi Sistem Dinamiği ve Kontrol, Mekanik ve Termodinamik ve Isı Tekniği anabilim dalları bulunmaktadır.

İTÜ Makina Mühendisliği Bölümü, 46 profesör, 18 doçent, 22 yardımcı doçent, 3 öğretim görevlisi ve 68 araştırma görevlisinden oluşan güçlü akademik kadrosuyla ve yaklaşık 1300 lisans, 318 yüksek lisans ve 118 doktora öğrencisi ile Türkiye'nin en iyi makina mühendisliği eğitimi veren kurumlarından birisidir.

2001-2005 döneminde İTÜ Makina Fakültesi’nde Makina Mühendisliği okumuş olan ben, bu Osmanlı'dan kalma taş binada çok güzel vakitler geçirdim. Mühendislik alanında en temel dal olan makinayı, Türkiye'de mühendisliğin doğduğu yer olan İTÜ'de okumakla hayatınızdaki en doğru seçimlerden birini yaptığınızı anlıyorunuz. Gümüşsuyu fakültesinin Taksim'e olan yakınlığı nedeniyle vaktinizin önemli bir kısmı İstiklal Caddesi'nde geçiyor. Kütüpanede ders çalışmak da genelde yalan oluyor...

İTÜ'den diğer haberler:

İTÜ AB Proje yarışmasında 3. oldu!

İTÜ Manyas depremini bildi!

"Google Osman"

24 Temmuz 2006

Istanbul'un en güzel fotoğrafları

Kadıköy'den Eminönü'ne vapurla geçerken çektiğim bu resimde Haliç'ten gelen vapurun gün batımındaki muhteşem görüntüsü var. Resimlerin üzerine tıklayarak büyüleyici İstanbul manzaralarına daha yakından bakın.




Sultanahmet, Ayasofya ve güneşin mükemmel birlikteliği...





Anadolu yakasından Avrupa'ya bakış.






"Google Osman"

13 Temmuz 2006

Eski Hagia Sophia yeni Ayasofya

AYASOFYA
Ayasofya, Sanat tarihi, mimarlık, ve dinsel açılardan dünyanın önde gelen yapılarından biri konumundadır. Bu yaşta ve bu büyüklükte zamanımıza gelebilmiş sayılı eserlerdendir. Eski adı Hagia Sofia olup Türkler tarafından Ayasofya olarak adlandırılmıştır.Küçük ölçülerdeki ahşap çatılı ilk yapı 4. yy. ikinci yarısında Büyük Konstantin’in oğlu Konstantinus zamanında yapılmıştı.



"Hagia Sophia""Ayasofya" İstanbul

404 yılında, bir isyan sırasında yanan ilk yapının yerine, daha büyük ölçülerde inşa edilen 2. kilise 415 yılında törenle açılmıştı. 532 yılında Hipodromda yapılan bir araba yarışı sonucu çıkan kanlı isyan on binlerce şehirlinin ölümüne ve pek çok binanın yakılmasına sebep olmuştu. “Nika” isyanı diye bilinen ve İmparator Justinyen'e karşı gelişen bu isyanda Ayasofya Kilisesi de yakılmıştı. İsyanı zorlukla bastıran İmparator Justinyen “Adem’den beri hiçbir devirde görülmemiş ve görülmeyecek” bir ibadethane yapmak için harekete geçti. Önceki bazilikanın kalıntılarının üzerine 532 yılında yapılmaya başlanan, Hıristiyanlık âleminin bu en büyük kilisesi beş yılda tamamlanarak, 537’de merasimlerle açıldı. İmparator hiçbir masraftan kaçınmayarak devlet hazinesini mimarların önüne saçtı. (Tralles’li Anthemius ile matematikçi, Miletoslu İsidorus) Kubbe inşaatı Roma mimarisi tarafından geliştirilmiştir, Bazilika planı da eski devirlerden beri tatbik edilmekte idi. Yuvarlak yapıların üzerleri çok büyük ölçüde kubbe ile örtülebilmişti. Ancak Justinyen Ayasofya’sındaki gibi dikdörtgen bir mekan ortasında, dev ölçüde bir merkezi kubbe yapımı, mimarlık tarihinde ilk kez deneniyordu. Rahiplerin koruyucu duaları okumaları devam ederken, İmparatorluğun hemen her yerinde mevcut olan erken devir kalıntılarından getirtilen çok sayıda ve değişik mermer parçaları, sütun yapıda kullanıldı.

Ayasofya bir 6yy. Bizans devri eseri olmakla beraber, daha öncesinde bir örneği olmayan, sonraki devirlerde de taklit edilmeyen Roma mimari geleneğine bağlı bir “Deneme” dir. Dış ve iç görünüşteki tezat ve iri kubbe Roma’nın mirasıdır. Dış görünüş zarif değildir, oranlara dikkat edilmemiş, bir kabuk gibi yapılmıştır. Bunun tersine iç görünüm saray gibi görkemlidir, göz alıcıdır; yapı, dev bir “İmparatorluk” eseridir. Açılış merasiminde heyecanına hakim olamayan İmparator atların çektiği arabası ile içeriye dalmış, Tanrıya şükür ederek, Süleyman Peygambere üstün çıktığını haykırmıştı. Bazilika etrafını çevreleyen yüksek binaları ile büyük bir dini merkez olarak gelişmişti. Bizans İmparatorları ile Doğu Hıristiyan kilisesinin yüzyıllar sürecek çekişmeleri için sahne artık hazırdı. Eşsiz ve üstünlüğüne rağmen yapının hayati önemde hataları vardı. En önemli mesele kubbenin iriliği ve yan duvarlara yaptığı basınç idi. Böylesine bir kubbenin ağırlığının temellere aktarılması için lazım olan mimari unsurlar o devirde henüz tam gelişmemişti. Yanlardan dışa doğru eğilen duvarlar orijinal, basık kubbenin 558 yılında yıkılmasına şahit oldular. Yapılan ikinci kubbe daha yüksek ve daha küçük çaplı tutulmuştu. Bu kubbenin de yarıya yakın kısmı 10 ve 14 yy'’arda 2 defa daha çökmüştür.
Ayasofya her devirde hazineler dolusu sarflar yapılarak ayakta tutulabilmiştir.
Türk’lerin şehri 1453 yılında fethetmeleri, harap durumdaki Ayasofya’nın derhal camiye çevrilerek kurtarılmasına sebep olmuştur. Türk mimarı Koca Sinan’ın 16.yy.da eklediği payanda duvarları, 19. yy. ortasında Mimar Fossati kardeşlerin ve 1930’dan itibaren yapılan diğer restorasyonlar ve kubbenin demir kuşak ile çevrilmesi önemli tamirlerdi. 2000 li yılların restorasyonları, mevcut madeni portatif iskele ile daha seri yapılabilecektir. Ayasofya 916 yıl baş kilise ve 477 yıl cami olarak, aynı tanrıya inanan 2 değişik dinin hizmetinde olduktan sonra Atatürk’ün emri ile müze yapılmıştır. 1930-1935 yılları arasında ortaya çıkartılıp temizlenen bir kısım mozaikler Bizans'ın önemli sanat eserleri arasında yer alırlar.

"Google Osman"

11 Temmuz 2006

Dünyanın en kalabalık şehirleri


Şangay-Çin

Dünyanın en kalabalık şehirleri sıralamasında şehir merkezleri esas alınarak yapılan sıralamada Shanghai(Şangay) ilk sırada. İstanbul ise 10 milyonluk nüfusu ile 10. sırada. En çok nüfus barındıran şehirler genelde Çin-Hindistan-Bangladeş-Brezilya gibi dünya nüfusunun önemli bir kısmını barındıran ülkelere ait.

1 Shanghai 15 017 783 Çin
2 Bombay 12 883 645 Hindistan
3 Karachi 11 969 284 Pakistan
4 Buenos Aires 11 595 183 Arjantin
5 Delhi 11 215 130 Hindistan
6 Manila 10 546 511 Filipinler
7 Moskova 10 472 629 Rusya
8 Seul 10 409 345 Güney Kore
9 São Paulo 10 059 502 Brezilya
10 İstanbul 10 034 830 Türkiye
11 Lagos 9 020 089 Nijerya
12 Mexico City 8 659 409 Meksika
13 Jakarta 8 556 798 Endonezya
14 Tokyo 8 372 440 Japonya
15 New York 8 124 427 ABD
16 Kinshasa 8 096 254 Kongo Demokratik Cumhuriyeti
17 Lima 7 857 121 Peru
18 Kahire 7 836 243 Mısır
19 Pekin 7 602 069 Çin
20 London 7 489 022 İngiltere
21 Bogotá 7 235 084 Kolombiya
22 Tahran 7 160 094 İran
23 Dhaka 6 724 976 Bangladeş
24 Lahore 6 485 175 Pakistan
25 Rio de Janeiro 6 055 582 Brezilya

Kaynak: http://www.world-gazetteer.com/wg.php?x=&men=gcis&lng=en&dat=32&srt=pnan&col=dq

"Google Osman"

26 Haziran 2006

İstanbul Haritasının en iyisi Google'dan.


İnternette birçok istanbul haritası var ancak hiçbiri işlevsel değil. Ya çok yavaşlar ya da görsellikleri zayıf. Google şehirlerin de sokak sokak haritasını yayımlıyor. Siz de sokak sokak İstanbul'u incelemek isterseniz http://www.google.com/maphp adresine girip arama çubuğuna İstanbul yazın ve en anlaşılır İstanbul haritası önünüze gelsin.






Soldaki kaydırmalı çubuk sayesinde haritada zoom out-zoom in yapabilirsiniz, isterseniz şehre uzaktan isterseniz yakından bakın.